Isparta’ya gezme fırsatımız oldu. Küçük ama güzel bir şehir… “Güller diyarı” unvanını sonuna kadar hak ediyor. Şehre girer girmez sıcacık bir atmosfer karşılıyor insanı. Bir kafeye oturduk, dikkatimi ilk çeken şey askerlerin çokluğu oldu. Ne güzel bir manzara! İnsan, askeri görünce ister istemez içi kabarıyor. Vatan sevgisi öyle bir duygu ki, tarif etmesi zor…
Güzel bir kahvaltı yaptık, ardından “biraz da şehri gezelim” dedik ama Isparta küçük bir yer olunca gezilecek çok fazla yer yok. Yine de esnafı cana yakın, samimi… Allah var, insanı güzel karşılıyorlar.
Gelelim maça…
Hava yağmurlu ama ara ara duruyor. Bir baktım, otobüs sahaya girdi — vallahi ilk kez böyle bir şey gördük!
Bursaspor’a gelince… Ne yazık ki sahada gördüğümüz şey moral bozucuydu. Yan pas yapmayı öğrenmişiz ama ileriye gidemiyoruz. Beceriden eser yok. Halil, Soner — siz niye geldiniz, nereye geldiniz farkında mısınız? Muhammed kendi egosunda kaybolmuş. İlhan Depe desen, o da aynı. Birlik, beraberlik yok!
Bu taraftar bunları hak etmiyor. Dünden beri sinirliyim. Gerçekten, “nereye geldiniz farkında mısınız?” diye sormak istiyorum. Ertuğrul Ersoy, sahaya girmek için ne bekliyorsun, davetiye mi gönderelim?
Bu iş böyle gitmez. Olmayacak diyorsanız, kapı orada! Taraftarın sabrını zorlamayın. Kibar dille söylüyoruz: Şut çekmiyorsunuz, yasak mı? Halı sahada sizden daha yetenekli futbolcular var, inanın.
Bursaspor ismi yeter!
Aklınız varsa kendinize gelin, çünkü bu taraftar sizi uyarıyor. Herkes eşini, çocuğunu bırakıp sevdasına gelmiş. Ama siz bu sevdanın kıymetini bilmediniz.
Unutmayın, bu taraftar cefayı çeker… ama unutmaz.
Hakan Dayanık – Taraftar Çile, Futbolcu Sefa Sürer
